George Berkeley (1685–1753), erken modern dönemin parlak Anglo-İrlandalı bir filozoftu. Başlıca başarılarından biri, maddesel varlığı reddeden idealizmi geliştirmesiydi. Berkeley, gerçekliğin yalnızca zihinler ve onların fikirlerinden oluştuğunu savunur; örneğin masa ve sandalyeler, algılayıcıların zihinlerindeki fikirlerdir. Berkeley aynı zamanda soyutlama eleştirisiyle de tanınır; soyutlamayı bir yanılsama ve erişilemez olarak görür. Bu bağlamda Berkeley, Locke'u eleştirir; Locke, zihnin bütün özel nesnelerde ortak ve benzer bir şey bulup yeni, soyut bir fikir oluşturduğunu öne sürer. Berkeley, örneğin hareketin hareket eden bedenden ayrı bir soyut fikir olarak oluşturulmasının imkânsız olduğunu gösterir; çünkü bu hareket ne yürüyüş, ne uçuş ne de sürünme olarak tanımlanabilir. Benzer şekilde bedenin soyut fikrini zihnimizde oluşturamayız; çünkü bu beden ya beyaz ya siyah ya esmer ya eğri ya uzun ya da kısa bir insan olmalıdır. Soyut fikirlere karşılık Berkeley, aynı türdeki bütün özel fikirleri temsil eden genel bir fikir oluşturabileceğimizi söyler. Örneğin "hareket" dediğimizde, uçan, sürünen veya yürüyen herhangi bir beden aklımıza gelir; bu genel kelime hepsine uygun düşer.